Talk And Heal

ANLAYAMAZSINIZ YAŞAMADINIZ KI!!!

Sıradan bir gündü. Kliniklerden birinde rutin sabah seanslarımı yapıyordum. Yine rutin bir uygulama olarak listemdeki danışanların dosyalarını inceledim. Yeni bir danışanın eklendiğini gördüm. Genelde terapinin hangi alana odaklanacağına dair ipuçları içeren kısa notlarda danışan hakkında çok az bilgi vardı. Bazen avantaja dönüşen bu durum ilginç geldi. Klinik süpervizörümün odasına gidip sordum. Telefon görüşmesinde istediğimiz gibi bilgi edinemedik. Sistemde hakkında tutulmuş hiç bir klinik kayıt da yoktu.”Belki yapacağınız ön görüşmede tam olarak ne yaşadığını anlarız” dedi. içimizden bir ses bizim servisimizin ona yetmeyeceğini söylüyordu. 
Danışan ilk görüşmesine tam otuz beş dakika geç geldi. Seansın son on beş dakikası meramını anlamak ve bir klinik tedavi planı yapmak için çok sınırlıydı. Ortak konuşmak zorunda olduğumuz dil olan İngilizce onun için doğru bir seçenek de değildi. O Türkçe ben de Somalice konuşamayacağımıza göre danışanın sınırlı İngilizcesi tek seçeneğimiz olarak kalmıştı. Ön görüşmenin dört seansa uzadığı nadir durumlardan birini deneyimliyordum. Sonraki iki seansa sebebini sonra anlayacağım bahanelerle gelmemiş servisten tahliye edilmesi gerektiği halde bir dördüncü seans için izin koparmak üzere bir de tartışmıştım süpervizörümle. Çünkü danışanın ısrarlı yardım isteğinin aksine düzensizliği ve sözünü tutmamasının ardında göremediğimiz bir durum olmalıydı. Bu gel gitlerden sonra elli dakikalık bir ön görüşme seansı için vaktinde gelmesine zorlamış, sonuç da almıştım. Acabalardan ve belkilerden kurtulacaktım en nihayetinde. 

Ciddi travmalar içeren bir geçmiş, dağılmış bir aile, çocuklarını görmesi dahi yasaklanmış kırkların sonu ellilerinin başında bir baba karşımdaydı. Fiziksel görünüşü biyolojik yaşına rağmen duygusal erken bir yaş evresinde takılı kalmış gibiydi. Yaşının olgunluğu ve fiziksel görünüşündeki tezatlık düşündürücüydü. Hikayesini anlatırken gözlerim kapalı dinlesem zaman zaman şefkate muhtaç bir ergeni hayal edebilirdim. Asıl kilit nokta da bu tezatlıktaydı. Travmaların yaşandığı evrede takılı kalmış olan ruh hem duygusal hem de fiziksel olarak olgunlaşmaya izin vermemişti. 

Daha sonra yapacağımız klinik süpervizyonda benim dikkatimden kaçan bir soru soracaktı süpervizörüm. Danışanın hikayesi olağanüstü karmaşık olduğu gibi anlatımı da parçalı ve dağınıktı. Bir filmin fragmanını izler gibiydim. Parçaları bir araya getirmek zaman istiyordu. Bu kadar zaman da elimizde yoktu. Her yönüyle ağır çocukluk travması konusunda hemfikir olsak da süpervizörüm “Danışanın dişleri sağlıklı mı?” diye sordu. “Ne dişi?” dedim. “Bütün bu karmaşa bana uyuşturucu kullanımını düşündürüyor” dedi. Artık kullanmıyorum diye ısrar eden danışanın aksine süpervizörüm çok kararlı bir tavırla dişleri söyler gerçeği diyordu. Danışanın dişleri gerçekten de oldukça deforme olmuştu. Bütüncül bir ön değerlendirme görüşmesi için bütün bu ayrıntılar önemliydi. 

Çocukluk dönemi travmasının yanı sıra hayatındaki ilişkileri sürdürememesi ya da sürekli çatışma içinde olması, kendini çok özel hissetmesi, başına gelenlerin cinler, periler, tanrısallık ya da etrafındaki insanların onun için kurguladığı bir düzenek olduğu düşüncesinde ısrar, günlük sıradan işleri takip etmekte zorlanması, diğer insanları onu ele geçirmeye çalışan yada onun özelliklerini kavrayamayan zayıf kişilikler olarak algılaması, zaman ve mekan algısında dağınıklık, duygularında ve tepkilerinde iniş çıkışlar yaşıyordu. 

Çocukluk ya da ergenlik dönemi travmaları bireyin üzerinde ciddi izler bırakabilir. Bazı durumlarda hayatı boyunca etkisinden kurtulamadığı bir hassasiyet olarak da yaşamını şekillendirebilir. Fakat bu örnekte gözlemlediğimiz ciddi bir ruhsal, fiziksel ve bilişsel deformasyon vardı. Bunu da yaratan çocukluk ve ergenlik dönemi travmalarından ziyade kullandığı uyuşturuculardı. Travma konusuna ilerleyen yazılarda daha ayrıntılı yer ayırdığımda bunun üzerinde özellikle durmak istiyorum. Çünkü çoğu insan geçmişini ve koşulları suçlamayı seçer. Böylesi daha kolaydır. Şimdi yaşamını nasıl geçirdiği, kendisine iyi ve kötü gelen alışkanlıkları ve yaşam tarzını irdelemek, sorumluluk alıp adım atmak daha meşakkatlidir. 

En nihayetinde bütüncül on görüşme tamamlanmış, ön sezilerimizin söylediği gibi onu daha kapsamlı tedavi alabileceği servislerden birine havale etmiştik. Sıkça karşılaştığım belirgin özelliklerden biri olan uyuşturucu kullanımı ile muhteşemlik ve yükseklik algısı arasındaki sıkı ilişki daha fazla ilgimi çekmeye başlamış, uyuşturucu kullanarak çocukluk dönemi travmalarıyla baş etmeye çalışan insanlardaki derin şefkat ihtiyacı klinik gözlemlerimde daha da belirginleşmişti.

Koşulsuz sevgi, şefkat, koruma ve ilgi gösterilmemiş çocuk ve ergenlerin yetişkin yaşlarında geçmişe takılı kalma, geçmişin yarattığı algı ile yaşamı yorumlama, ilişkilerine bu algı kalıplarıyla yaklaşma gibi durumlar belirginleşebilir. Peki koşulsuz sevgi nedir? Koşulsuz sevgi en basit tanımıyla ebeveynlerin çocuklarına şart koşmadan ve karşılık beklemeden sevgi ve ilgisini verebilmesidir. Bu neden önemlidir? Çünkü kişiliğimizi belirleyen erken çocukluk ve ergenlik evrelerinde yaşadıklarımız bize hayatın, ilişkilerin ve kendimizle ilgili alışkanlıkların şekillendiği en önemli yaşlardır. O yüzden de uzmanlar erken dönem deneyimlerinizi ve yetiştiğiniz aile ve toplumsal koşulları sizinle yeniden anlamaya ve irdelemeye çalışırlar.

Karşılaştığım örnekler içinden çok azında benim artık bu yaşadıklarımı sorgulamam ve tedavi olmam gerekir bilinci ve kararlılığında olan insanlarla karşılaştım. Bu da hem klinik hem de yaşam pratiğinde aslında farkındalığın azlığına işaret ediyor. İşte bu sebepten daha çok ve daha yüksek sesle bunları konuşmalı, toplumsal önyargı ve tabuları kırarak ilerlemeliyiz. Aksi taktirde oluşan kangrenin parçası haline gelmeye mahkum oluruz. Uyuşturucu ve onun verdiği hasarları konuşmaktan utandıkça sadece devamına katkıda bulunmuş oluruz. Bireysel gibi görünen uyuşturucu madde kullanımı aynı zamanda toplumsal bir sorun olduğundan kişisel olarak bizi direk etkilemese de aslında hepimizin sorunudur. Çünkü bir gün mutlaka bir yerinden bize de dokunacaktır. Bilmenizi isterim ki alanında iyi bir uzman desteğiyle hayatınız değişebilir. Yeter ki siz bunun bir sorun olduğunu kabullenin ve destek isteyin.

Post a comment

Ut enim ad minim veniam, nostrud exercitation ullamco laboris ut aliquip commodo consequat.

Have a question?